Burdasınız: Ana Sayfa » Homeopati » Homeopatik ilaçları

homeoHomeopatik ilaçların tamamı doğadan kaynaklanır ve büyük bir çoğunluğunu bitkiler ile mineraller oluşturur. Bunun yanında bazı hayvansal ve hastalıklı dokularda ilaç kaynağı olarak kullanılır. Bu ana maddeler ilaç olarak hazırlanırken potensiyelizasyon denen bir süreçten geçer ve bu süreçte su ile çok küçük oranlara seyreltilir ve çalkalanırlar. Asla kimyasal bir sürece tabi tutulmazlar. Böylece ilaçların toksik özellikleri ve yan etkileri ortadan kaldırılır. Yani yan etkileri, bir organda birikmeleri ve alışkanlık yapıcı özellikleri yoktur. Aynı zamanda hiçbir ilaç etkileşimine girmezler.

Homeopatik ilaçların bedeni etkileme biçimi bilinen bitkisel veya kimyasal doğal, yarı sentetik ya da sentetik ilaçların bedendeki etkileri ve çalışma biçimleri ile karşılaştırılamaz.Çünkü homeopatik ilaç, içerdiği ana doğal maddenin yapısal oluşumundan, inceltilmiş, seyreltilmiş unsurlar taşır.

İlaç hazırlama sürecinde maddesel olan ilaç, maddesel olmayan, enerjetik olan bir forma dönüşür. Böylece ana maddenin biyolojik, fiziksel bir madde olarak varlığı sona erer. Özellikleri bir araç olarak hizmet veren taşıyıcılara aktarılır. İşte bu potensiyellestirme sayesinde ana madde kanıtlanabilir maddesel özelliğini kaybetmiş, giderek taşıyıcı madde üzerinde kayıtlı bir enerjiye ve bilgiye dönüşmüştür. Aslında var olan her şeyin madde olmadığı, enerjiye dönüşebileceği düşünülürse, bu durum çok da şaşırılacak bir gelişme sayılmaz.

Bir örnekle bu düşünceyi daha sade anlatmaya çalışalım: Plak, kaset, CD kayıtlarının olmadığı, radyo ve televizyonun da bilinmediği bir zamanda yaşadığımızı varsayalım. O sırada birisi elinde bir kutu ile çıkıp gelse ve bize o kutudan orkestra tarafından çalınan bir müzik dinletse ne olurdu? Henüz müziğin elektrik dalgalarına dönüşebileceğini ve bu dalgaların bilgi olarak manyetik bantların üzerine kaydedilebileceğini bilmediğimiz için nasıl sığdığına hayret eder ve bunun bir hayal olduğunu düşünürdük.Bir müzik kasetinde veya CD’sinde yalnızca bilgilerin kayıtlı olduğu gibi, homeopatik ilaçlarda da bilgiler yalnızca enerjetik nitelikte kayıtlıdır.Zamanımızda homeopatik ilaçların içindeki maddeler belli bir potense kadar laboratuvar teknikleriyle kanıtlanabilir durumdadır. Ama yüksek potenslerde laboratuvar teknikleri maddeyi tesbit edemez. Fakat bu, kanıtlanamayan olgu yoktur anlamına gelmez.

İlaan bütün bu özellikleri ve ılımlı etkisi nedeniyle yenidoğan döneminden itibaren güvenle kullanılabilirler. Bilinen ilaç allerjisi olanlar ve hamilelerde doktor kontrolünde ilacı güvenle alabilirler. İyi ve dikkatli bir gözlemle uygulandığında bir yan etki görülmez.

İlaçlar bütün dünyada farklı formlarda bulunur. Ancak en sık kullanılan şekilleri toplu iğne bası büyüklüğünde granüller ya da sıvı solüsyonlardır. Bazen tabletleri de bulunabilir.

Homeopati’nin Dört Temel Uygulama Prensibi:

1: Similia Similibus Currentur (benzer benzer ile tedavi edilir):

Bir ilaç sağlıklı kişiye verildiğinde hangi yakınma ve bulguları ortaya çıkarıyorsa, benzer yakınma ve bulguları olan kişi bu ilaçla tedavi edilir. Bu homeopatinin en temel prensibidir. Buna bir örnek verecek olursak: Öyle bir hasta düşünün ki sürekli uykusuzluk çekiyor. Bunun yanında çok gergin ve sürekli Kafası bir şeyler ile meşgul. Çok sinirli ve gergin. Öyle ki uzaktan gelen hafif bir ses bile onun huzurunu bozup rahatsızlık veriyor. Sağlıklı bir insanı bu duruma getirebilecek ne olabilir? Bildiğimiz kahve, eğer çok sert ve bol miktarda içilirse bazı insanlarda böyle bir tabloya sebep olabilir. Bu yüzden buna benzer yakınmalara eşlik eden uykusuzluk, kahvenin homeopatik hazırlanmış bir şekli olan coffea ile tedavi edilebilir.

2: İlaç Bilgisi

İlaçların sağlıklı insan denemeleri sırasında ortaya çıkarabileceği semptomların ayrıntılı şekilde bilinmesi gerekir. Çünkü bu ilaçlar bu denemeler sırasındaki yakınma ve bulgulara benzer hastalıkların iyileştirilmesinde kullanılacaktır. Ayrıca tedavi sürecinin takibi açsından da ilaçların çok iyi tanınması gerekir.

3: Tek ilaç

Hahnemann’a göre yapılan klasik homeopatide sadece bir tek ilaç (örneğin:Calcium, papatya, coffea v.s.) hastalığın resmine, görünümüne, yakınma ve bulgularına uyar ve o ilaç ile iyileşme sağlanır. Bu yüzden aynı anda birkaç ilaç bir arada kullanılmaz. Zaman içinde iyileşme sürecinde ilaç deaisebilir. Ancak ilaçlar karıştırılmaz. Bazı istisnai durumlarda arava airen ilaçlar verilebilir.

4: Dosis Minima

Kural olarak bir maddeden tek bir granül kullanılması anlamına gelir. Tedaviyi gerçekleştirecek olan en küçük doz hastaya verilir.

Homeopati Tedavisi Nasıl Yapılır:

Homeopatik tedaviye başlamadan önce durumun akut mu yoksa kronik mi olduğunun saptanması gerekir. Örneğin akut bir yaralanmada analiz kısadır ve uygun seçilen bir homeopatik ilaç ile birkaç saat içinde inanılmaz büyük basanlar elde edebiliriz.

Kronik tedavi ise yakınma ve bulgulara göre birkaç saate veya birkaç yıla uzanabilecek bir analiz ve çok sayıda kontrolden oluşur. Anlaşılacağı üzere kronik tedavide süreç uzundur. Ama tedavinin başlangıcından itibaren belli bir düzelme, kendini iyi hissetme ve güç artışı da gözlemlenir. Örneğin uzun süredir migreni olan ve ağrılarından dolayı ayda iki üç kere hastaneye gidip komplex tedaviler alan ve hastalığı giderek artan bir hastanın şikayetleri homeopati tedavisinin başlangıcından itibaren bir iyileşme gösterir. Homeopatik tedavinin başlamasından itibaren hastaneye gitme ihtiyacı azalır ve belli bir süre homeopatik tedaviyle özellikle migrene ait hiçbir şikayeti kalmaz.

Homeopatide her hasta kendine özeldir. Yani bireye özel bireyselleştirilmiş bir tedavi yöntemidir. Her hasta kendi içinde özel ve her bir şikayeti ayrım gözetmeksizin değerlendirilir. Homeopatide hastalık değil, hasta vardır. Yani hastanın bedensel şikayetleri ile o an için olan davranışsal şikayetleri bir arada değerlendirilir. Buradan şu çıkar: Homeopatik tedavi sırasında fiziksel, ruhsal ve zihinsel hastalıklar birbirinden ayrılmadan bir arada hekim tarafından incelenir. Nasıl ki insan da birbirinden ayrılamaz bir bütün ise! Bu değerlendirme süreci hasta ile hekim arasında geçen ve yaklaşık 2,5 saat süren bir görüşme ile baslar. Bu görüşmede homeopatik hekim, nasıl ağrıyor, nasıl uyuyorsunuz, dışkınız ne renk, cinsel yaşamınız nasıl, sütü sıcak mı içiyorsunuz soğuk mu, neler yiyorsunuz, ne tür korkularınız var gibi, belki komik gelebilecek sorular sorulabilir. Bunların yanında ruh halinizle ilgili hiç duymadığınız, önceden düşünmediğiniz somlarla karşılaşabilirsiniz. Doğru ilacı saptayabilmek için homeopatik hekim hastası ile ilgili en küçük ayrıntıyı bile bilmek isteyecektir. Bu nedenle hasta ile ilgilendiği kadar sosyal çevresi, ailesi ve geçmiş ile de ilgilenecektir. Hastaya olağan dışı ya da çok sıradan gelen önemli önemsiz her seyi anlatmaktan çekinmemek gerekir.

Sonrasında hekim kendi kendine ortalama 4-5 saat bir ilaç bulmak üzere çalışır. Sonuçta hastanın bütün şikayetlerini kapsayan bir tek ilaç bulunur ve onun en düşük dozu ile tedaviye başlanır.

Bedenin Kendini İyileştirme Gücü:

WHO ( Dünya Sağlık Örgütü)’ nun yaptığı tanıma göre sağlık: Fiziksel, ruhsal, zihinsel ve sosyal uyum ve denge halidir. Homeopati de bunu sağlamayı hedefler. Bu hedefe ulaşmak için her bedende var olan kendini iyileştirme gücünü kullanır. Aslında kendi halinde mükemmel bir uyum içinde çalışan organizma dinleme, temiz hava, spor ve doğru yiyecekler ile daha iyi bir duruma gelebilir. Bu denge özellikle kişiyi hastalandırmamak için çalışır. Dengeli ve düzgün çalıştığı hallerde sağlıklılık hali devam eder. Ancak yetemediği durumlarda hastalıklar belirir ve homeopatik ilaç da bu kendini iyileştirme gücünü çalışması için uyarır. Yani beden kendi kendini iyileştirir. Homeopatik ilaç uyarısı da bu yetiye yardıma olur.

Bireysel Yanıt – İyileşme Süreci:

Dışarıdan gelen bir uyarıya nasıl ki her insan farklı yanıt veriyorsa tedaviye yanıtta her kişiye özeldir. Bireysellik bu aşamada da çok önemlidir. Bazı hastalar çok kısa zamanda muhteşem iyileşmeler gösterirken, bir kısım hasta da daha uzun sürelerde iyileşme belirtileri gösterirler. Bazı hastalar ise tedavinin ilk başlangıcında hafif kötüleşmeler yaşayabilir. Bu tedavinin normal seyrinden biridir. Bazı hastalar hatta geçmişteki hastalıklarını daha kısa ve hafif bir şekilde tekrar yaşayabilirler. Bu reaksiyonların hepsi bedenin iyileştirme gücünün çalışmaya başladığının göstergesidir. Düzenli olarak homeopati tedavisi alan kişiler, giderek artan bir iyilik halinin bedenen, aklen ve ruhen farkına varırlar.

Bir önceki yazımız olan Homeopati'nin Tarihçesi başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Yorum Yok


© 2016 Biltaş Sağlık-Genel Sağlık Bilgisi Sitesi ve Tanıtım Sitesi · Subscribe: Posts Sponsor:ProfesyonelSeo-Böcek İlaçlama Esenyurt-Böcek İlaçlama Küçükçekmece