Burdasınız: Ana Sayfa » Genel Sağlık » Tek delikten yapılan iz bırakmayan ameliyatlar (S.İ.L.S)

prostat-kanseri-172x172

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte son yıllarda cerrahi alanda giderek vücuda daha az hasar veren ve daha az iz bırakan ameliyatlar yapılmaya başlandı. Açık cerrahi sonrası klasik laporoskopi bu amaçla hızla kabul gördü. 15-20 cm lik kesiler yerine 1 ya da 0.5 cm lik küçük kesilerle aynı ameliyat kapalı yöntemle yapılabilir hale geldi. Hastaların estetik konfor yönünden beklentileri kısa süre içinde bu laporoskopik çıtanın çok daha yukarılara taşınmasına vesile oldu.

Sürekli değişim ve gelişim gösteren güncel cerrahide klasik laporoskopiden daha az kesi gerektirecek yöntemler geliştirilmeye başlandı. Ağız, vagen/doğum kanalı ya da anal bölge gibi doğal açıklıklar kullanılarak gerçekleştirilen NOTES, yine göbekten tek delik kesi ile gerçekleştirilen SİLS bu arayışlarda gelinen son nokta oldu diyebiliriz.

NOTES yöntemi hasta güvenliği açısından birtakım sıkıntılar taşıdığından yaygınlaşmadı ancak SİLS yöntemi dünyada hızlı bir şekilde kabul gördü. Öyleki SİLS yöntemiyle birçok ameliyatın gerçekleştirilebilmesini sağlayacak teknolojiler geliştirildi.

Göbek çukurundan açılan yaklaşık 1.5 cm lik kesiden yerleştirilen giriş portundan ilerletilen özel üretilmiş malzemeler sayesinde başka kesilere ihtiyaç duymadan tek delikten ameliyatı gerçekleştirebiliyoruz. Kesi, göbeğin içinden yapıldığından ameliyat sonrası iz göbeğin içine gömülmekte böylece iz görülmemektedir. Söz konusu ameliyatlar sayesinde hasta kısa süre içinde toparlanarak sosyal yaşama daha hızlı intibak etmekte, dolayısıyla işgücü kaybı da asgariye inmektedir.

Son 5 yıl içinde giderek popüler hale gelen tek delikten yapılan ameliyatlar (SİLS) cerraha neşteri bıraktıracak düzeye geldi. Daha önce safra kesesi  ya da apandisit ameliyatı için hastanın karnını boylu boyunca yararken, sırasıyla 4 delik kapalı (klasik laporoskopi) ve daha sonra tek delik kapalı (ileri laporoskopi) ameliyatlar sayesinde neredeyse neşter kullanmadan baştan sona ameliyatı gerçekleştirebiliyoruz.

Yapılan bilimsel araştırmalarda ameliyatların vücuda önemli ölçüde hasar verdiği, bunun da immün sistem dediğimiz bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkilediği ortaya konulmuştur. Büyük yaralarla gerçekleştirilen ameliyatlarda hastanın bağışıklık sistemi aşırı uyarılmakta, yaranın vücutta bıraktığı hasarı tamir etmeye çalışan bu sistemin salgıladığı bazı medyatörler, bazen vücudun aleyhine işleyen sonuçlara sebebiyet verebilmektedir. Yarayerinde aşırı ağrı, kızarma, ödem, lokal vücut defansının zayıflaması, çevre organların etkilenmesi  sonucu istenmeyen durumlar (solunum yetmezliği, böbrek yetmezliği, kalp ve dolaşım yetmezliği v.b) ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenledir ki açık yapılan ameliyatlarda hem yara yeri enfeksiyonu, kanama (hematom), yara yerinin açılması (evantarasyon/evisserasyon) daha sıklıkla görülebilmekte hem de hastanın ameliyat sonrası ağrısı çok daha fazla olabilmektedir.

Ameliyat sonrası ağrı cerrahi hastalarında en sık karşılaştığımız şikayetlerden biridir. Bir genel cerrah olarak hastalarımda ameliyatlar sonrası gördüğüm tebessümü hiçbir şeye değişmem. Maalesef ağrı da ameliyatın kaçınılmaz bir sonucu. Tümden yok edemesek te ağrıyı en aza indirgemek hastaya önemli bir katkı sağlar. Tek delik ameliyatlarda ağrı klasik kapalı ameliyatlara göre ya da açık ameliyatlara göre çok daha azdır. Teknoloji nekadar gelişirse gelişsin klasik açık ameliyatları cerrahın bir sigorta gibi hafızasında saklaması gerekir. Hatta kapalı yöntemde zorlandığı yerde tereddütsüz açığa dönmeyi düşünmelidir. Bu karar oluşabilecek ciddi komplikasyonları da önemli ölçüde ortadan kaldırır. Cerrahın iyisi sadece kapalı ameliyat yapan değil, her iki yönteme hakim olan cerrahtır. Unutulmamalıdır ki her kapalı ameliyat açığa dönülebilir.

Son olarak ilçe devlet hastanesinde mecburi hizmetim sırasında bu yöntemle ameliyat ettiğim genç bir bayan hastamla yaşadığım trajikomik bir hatıramı sizlerle paylaşmak isterim. Hastamda safra kesesinde taş saptamış ve tek delikten ameliyatını gerçekleştirerek ertesi gün de taburcu etmiştim. 10 gün sonra mahkemeden bana celb geldi. Hakkımda mesleği kötüye kullanmak ve sahtekarlık suçu ile dava açılacakmış, hemen gelmem istenmiş. Herhangi bir hastamla bir tartışmam olmadığı için merak ederek davete icabet ettim. Meğersem 10 gün önce safra kesesinden ameliyat ettiğim hastam hiç iz görmediği için, “doktor beni kandırdı, safra kesemi almamış, sadece göbeğimi çizmiş, boşuboşuna bana narkoz verdirmiş” diye şikayet etmiş. Güler misin ağlar mısın? Hakime basit bir ultrason ile bu konunun rahatlıkla açığa çıkarılabileceğini ifade ettikten sonra dava kendi kendine düşmüş oldu. Bu olay bize hastaların sağlık bilincinin de yapılan ameliyatın konforunun algılanması hususunda oldukça önemli olduğunu hatırlatmış oldu.

SAĞLICAKLA….

Bir önceki yazımız olan Bel sağlığınızı korumak elinizde başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Yorum Yok


© 2016 Biltaş Sağlık-Genel Sağlık Bilgisi Sitesi ve Tanıtım Sitesi · Subscribe: Posts Sponsor:ProfesyonelSeo-Böcek İlaçlama Esenyurt-Böcek İlaçlama Küçükçekmece